Index BİYOGRAFİLER PROFESYONEL BİYOGRAFİLER |
|
Yazar Administrator
|
|
Sunday, 27 May 2007 |
HTML clipboard
Zekai Dede'nin en yekta çırağı Ahmet Avni Konuk, hocası Zekai
Dede vefat ettiğinde tarifsiz bir acı içinde kalır. Bu acının ateşiyle güftesini
yukarıya yazdığımız Suzidil Mersiye Kar'ı Hafif usûlünde besteleyerek hocasına
ithaf eder. Çıraklarından Dr. Emin Kılıç Kale'ye "Oğlum eğer Suzidil Mersiye
Kar'ı yapıp Hoca'ya ithaf etmeseydim asla kendime gelemezdim"der. Selanikli Esad
Dede'den tasavvuf, Zekai Dede'den musiki meşk eden ve Türk Klasik Musikisi'nin
klasik formlarına ve kurallarına sonuna kadar bağlı kalan bu büyük bestekar ve
düşünce adamı, sapla samanın bir birine karıştığı günümüzde ne yazık ki
yeterince bilinmemektedir. Çünkü "bilenler söylemiyor, söyleyenler bilmiyor".
Çırağı Dr. Emin Kılıç Kale kendisine "Efendim Zekai Dede nasıl bir
insandı, birazcık bahseder misiniz?" diye sorduğunda cevabı "Oğlum ben daha
böyle aşık bir insan görmedim" olmuş ve başka bir şey söylememiştir. Bir ehl-i
aşk olan Zekai Dede bir çok değerli çırak bırakmıştır. Bu çıraklardan birisi de
ünlü bir musikişinas olan Rauf Yekta Bey'dir. Rauf Yekta Bey bir sohbette Emin
Kılıç Kale'ye "Hepimiz Hoca'ya(Zekai Dede) hizmet ettik, onun çıraklarıyız,
fakat Hoca'nın yolundan sapmadan giden yalnızca Ahmet Avni oldu" demiş ve onun
hocası Zekai Dede gibi yaman bir ehl-i aşk olduğunu teslim etmiştir. O nedenle
Ahmet Avni Bey, "Aşk"ın musikisi olan musikimizde ölümsüz örnekler vermiş bir
ehl-i aşk, bir fem-i muhsindir.
Hayatı hakkında fazla bir bilgiye sahip olmadığımız Ahmet Avni Konuk, Kadı
Alî-zâde İbrâhim Efendi’nin oğlu balmumu taciri Mûsâ Kâzım Efendi ile tacir
Buhârâlı Hâfız Mustafa Efendi’nin kızı Fatma Zehrâ Hanım’ın oğludur. 1868 [1285
H] yılında İstanbul’da doğdu. 9-10 yaşlarında iken babasını ve birkaç ay sonra
annesini kaybetti. Öksüz kaldığı zaman mahalle mektebini (ilkokul) bitirmiş, bu
yıllarda hıfzını bitirerek “hâfız” olmuş ve Galata rüşdîyesine (ortaokul)
gidiyordu. 1884 [1301 H]’de Dârüşşafaka’nın üçüncü sınıfına imtahanla kaydoldu,
6 yıl okuyup 1890 [1307 H]’da bitirdi ve şehâdetnâme aldı. Aynı yıl, padişah II.
Abdülhamid’in emri ile yirmi bir yaşında “İttihat Postahanesi”nin Galata’da
bulunan “Müdüriyet Kalemi Kâtipliği”ne 400 kuruş maaş ile atandı.1898’de Mekteb-i
Hukuk-i Şâhâne’yi birincilikle bitirdi. 1909 [1327 H]’da “Posta Mesalih
Müdürlüğü”ne getirildi ve I. Dünya Savaşı sonuna kadar, işgal yıllarında da bu
görevini yaptı. 1922’de İstanbul’da kalmak şartı ile, Ankara hükûmetinin Posta
umum müdür muavini oldu ve 8 yıl bu görevde kaldı. 1 Eylül 1930’da umum müdürlük
hukuk müşaviri oldu. İsteği üzerine 1933 yılında emekli oldu. Posta ve Telgraf
Yüksek Mektebi ile Yüksek Mühendis Mektebi’nde (Teknik Üniversite) uzun yıllar
postacılık kürsüsünü işgal etti. Zekai Dede'nin bu ölümsüz çırağı 19 Mart 1938
de aramızdan ayrıldı. Merkezefendi mezarlığında toprağa verildi.
|